Dokunmatik Telefonun Türkiye’ye Girişi: Bir İzmirli’nin Mizahi Günlüğü
Parweld okurlarına özel bu yazımızda “Türkiye’de dokunmatik telefon ne zaman çıktı” konusunu derinlemesine inceliyoruz.
İzmir’in o güneşli ama rüzgârlı sabahlarından birinde, kafamda yine “dünya neden böyle dönüyor?” sorusuyla uyanmıştım. Tabii ki cevabını bulamadan mutfaktaki kahvemi koyarken fark ettim: Evet, Türkiye’de dokunmatik telefon ne zaman çıktı, bunu hiç düşünmemiştim. Ama şimdi düşünüyorum işte, ve bu yazıda hem kendimle hem de o günlerle dalga geçeceğim.
Küçük Bir Hatırlatma: Dokunmatik Telefonun Doğuşu
Biliyorum, çoğumuzun aklı Apple’ın iPhone ile devrim yaptığı 2007 yılında. Ama Türkiye’ye gelmesi biraz zaman aldı. Hani derler ya, “önce dünya tanır, sonra biz yetişiriz.” İşte dokunmatik telefon da biraz öyleydi. Ben o dönem ortaokuldaydım ve arkadaş ortamımda herkes Nokia’larla mesajlaşırken, bir arkadaşımızın elinde o mucizevi dokunmatik ekran vardı. “Abi, bu ne ya, dokununca açılıyor!” dediğim gün hâlâ aklımda. İç sesim ise hemen devreye girmişti: “Tamam, bu telefonu alırsam, parmaklarımın başrol olacağı bir yaşam mı başlayacak?”
İzmir’de İlk Dokunmatik Telefon Şoku
Şimdi hayal edin: Konak’ta bir kafede oturuyorsunuz, yan masada gençler yeni telefonlarını birbirine gösteriyor. Ben de tabii ki izliyorum, içimde bir merak, biraz kıskançlık, bolca da hayal kırıklığı: “Biz hâlâ mesaj atarken sayısal tuşlara basıyoruz, bunlar parmak kaydırıyor.”
Arkadaşım Mehmet bana telefonu gösteriyor:
— “Bak, bu sadece dokunmakla açılıyor.”
— “Vay be… Sen dokununca mı çalışıyor yoksa sihir mi var?” diye sormadan edemedim.
Ve işte o anda fark ettim, Türkiye’de dokunmatik telefon ne zaman çıktı sorusunun cevabı, resmi olarak 2008 civarı. Samsung, LG gibi markalar o zaman Türkiye pazarına ilk dokunmatik modellerini sokmuş. Ama inanın bana, İzmir’deki küçük elektronik mağazasında görmek için kuyruk bekleyen insanlar vardı. Hatta ben bile denemek için cebimdeki bozukluklarla mini bir kuyruk oluşturmuş olabilirim.
Gündelik Hayatta Dokunmatik Telefonun Getirdiği Komiklikler
İzmir’de sokakta yürürken, caddelerde, vapurda insanlar parmaklarıyla ekranı kaydırırken gördüm ve düşündüm: “Acaba insanlar gerçekten mesaj yazıyor mu, yoksa sadece ekrana masaj mı yapıyor?” Gerçekten de öyle sahneler vardı:
Bir kadın, ekrana öyle sert dokunuyordu ki, yanındaki arkadaşına sordu:
— “Telefonum neden açılmıyor?”
— “Belki de ekran seni sevmedi.”
İşte bu tür sahneler, dokunmatik telefonun hayatımıza girmesiyle birlikte yaygınlaşan küçük ama komik anlardan sadece biri. Kendimden örnek vereyim: Bir gün vapurdayım, telefonum yeni. Parmaklarım kayıyor, ekranı kıracağım derken, biri:
— “Abi rahat ol, bu telefon düşmez.”
İç sesim: “Ya düşerse ve hayatım boyunca Instagram’da göremediğim o fotoğrafları kaybedersem?”
Dokunmatik Telefon ve Arkadaş Ortamı
Arkadaş ortamında ise durum başka bir boyuta taşınıyor. Herkes selfie çekiyor, birbirine WhatsApp mesajı atıyor. Ben hâlâ eski model Nokia’mı kullanıyorum. Arkadaşım Zeynep:
— “Sen hâlâ tuşlu kullanıyor musun?”
— “Evet, hem de nostalji için.”
İçimdeki o yetişkin taraf ise hemen şöyle düşünüyor: “Acaba dokunmatik ekranlar bizi tembelleştirdi mi?” Ama sonra kahkaha atıyorum ve diyorum ki: “Hayır, sadece parmaklarımız artık biraz daha spor yapıyor.”
Dokunmatik Telefonun Hayatımıza Katkısı
Türkiye’de dokunmatik telefon ne zaman çıktı sorusunu yanıtlamak sadece tarihsel bir bilgi değil aslında; gündelik hayatımızın ritmini de değiştirdi. Artık markette, vapurda, kafede parmak kaydırarak ödeme yapıyoruz. Ama bu durum beni hem güldürüyor hem düşündürüyor:
— Markette kartım çalışmadığında, parmaklarımı ekrana kaydırıyorum.
— Arkadaşla buluşmaya geç kaldığında, WhatsApp’ta yazdığım mesajı yanlışlıkla silip tekrar yazıyorum.
Ve işte tam bu noktada kendime gülüyorum. “25 yaşında hâlâ bu kadar parmakla oynuyorum, acaba büyüyebildim mi?”
Son Söz: Dokunmatik Telefon ve Ben
Türkiye’de dokunmatik telefon ne zaman çıktı sorusunu artık cevaplarken, sadece tarih bilgisi vermek yetmez. İzmir’in caddelerinde yürürken yaşadığımız küçük komik anlar, arkadaş ortamındaki dalga geçmeler, kendi iç sesimizdeki sorgulamalar… Hepsi dokunmatik telefonun hayatımıza kattığı renkler.
Ben, 25 yaşında, mizahı elden bırakmayan ama hayatın detaylarını fazla düşünen biri olarak, hâlâ ekran kaydırırken kendimle dalga geçiyorum. Ama itiraf etmeliyim ki, parmaklarım artık daha hızlı ve hayat daha kolay.
Yani sonuç olarak: Türkiye’de dokunmatik telefon ne zaman çıktı? Resmi olarak 2008 civarı diyebiliriz. Ama hayatımıza girişi ve beraberinde getirdiği komik, düşündürücü anılar hâlâ devam ediyor.
İşte böyle… Bir İzmirli’nin gözünden, parmaklarıyla dünyayı keşfederken yaşadığı mizahi ve içten bakış açısı.