Parweld ziyaretçileri için hazırladığımız bu makalede “Küresel ısınmanın ülkemizdeki etkileri” konusunu sade bir dille anlatıyoruz.
Kayseri’de Bir Sonbahar Sabahı: Değişen İklimin Sessiz Çığlığı
Yirmi beş yaşındayım ve Kayseri’de geçirdiğim her günün küçük ayrıntılarını yazdığım bir günlüğüm var. Bazen bir kahve kokusunu, bazen çocukken yürüdüğüm sokakları, bazen de içimde kalan bir cümleyi not ederim. Yazmak benim için sadece hatırlamak değil, hissettiklerimi saklamadan dışarı çıkarmanın bir yolu.
Geçen yıl sonbaharın ilk günlerinden biriydi. Sabah erkenden uyandım ve her zamanki gibi penceremin önüne geçtim. Eskiden bu saatlerde Kayseri’nin serin havası yüzüme dokunurdu. Erciyes’in eteklerinden gelen soğuk rüzgâr, bana mevsimlerin hâlâ yerli yerinde olduğunu hissettirirdi. Fakat o sabah garip bir sıcaklık vardı. Takvim sonbaharı gösteriyordu ama hava hâlâ yazdan kalma gibiydi.
Elimde çayım, günlüğüm önümde otururken içimde garip bir huzursuzluk hissettim. Belki küçük bir değişiklik gibi görünüyordu ama aslında yıllardır fark ettiğim büyük bir değişimin parçasıydı. Küresel ısınmanın ülkemizdeki etkileri artık uzak ülkelerde anlatılan bir konu olmaktan çıkmış, yaşadığım şehrin sokaklarına kadar gelmişti.
Çocukluğumun Kayseri’si ve Değişen Mevsimler
Çocukken kış aylarını sabırsızlıkla beklerdim. Kayseri’de kar yağdığı zaman şehir bambaşka bir güzelliğe bürünürdü. Okula giderken ayakkabılarımız kara batardı, nefesimiz soğuk havada görünür olurdu. Babam sabahları sobayı yakarken evin içine yayılan sıcaklık hâlâ hafızamda.
Fakat son yıllarda kışların değiştiğini hissediyorum. Kar yağışı eskisi kadar düzenli değil. Bazı dönemlerde beklediğimiz yağışlar gelmiyor, geldiğinde ise kısa sürede etkisini kaybediyor. Bu durum beni gerçekten üzüyor. Çünkü mesele sadece havanın biraz daha sıcak olması değil. Bu değişim, doğayla kurduğumuz ilişkinin de değişmesi anlamına geliyor.
Bir gün çocukluğumun geçtiği mahalleye gittim. Eskiden kışın buz tutan küçük yolların olduğu yerde şimdi daha farklı bir manzara vardı. Sokaklarda oynayan çocuklara baktım ve içim burkuldu. Acaba onlar da benim yaşadığım o karlı kışları yaşayabilecek miydi?
O an günlüğüme şu cümleyi yazdım:
“Bazı şeylerin değerini kaybetmeden önce anlayamıyoruz. Belki de karın sessizliğini, yağmurun kokusunu ve serin bir rüzgârın huzurunu daha çok korumamız gerekiyordu.”
Erciyes’in Eteklerinde Hissettiğim Değişim
Kayseri’de yaşayan biri için Erciyes Dağı sadece bir dağ değildir. O, şehrin hafızasıdır. Sabah pencereyi açtığımda gördüğüm manzara, kendimi bu şehre ait hissetmemi sağlar.
Geçen kış Erciyes’e çıktığım bir gün, uzun zamandır unutamayacağım bir an yaşadım. Yanımda küçük defterim vardı. Her zamanki gibi gördüklerimi yazmak istiyordum. Ancak çevreme baktığımda içimde büyük bir hayal kırıklığı oluştu.
Doğanın bize verdiği güzelliklerin değiştiğini görmek kolay değildi. Sıcaklıkların artması, yağış düzenlerinin bozulması ve iklim dengesinin değişmesi sadece bilim insanlarının raporlarında kalan bilgiler değil. Bunu gözlerimizle görüyoruz.
Orada dururken hem üzgün hem de şaşkındım. Bir yandan geçmişi özlüyordum, diğer yandan geleceği düşünüyordum. Eğer bugün yaşanan değişimleri görmezden gelirsek yarın çocuklarımız hangi manzaralara bakacaktı?
Küresel ısınmanın ülkemizdeki etkileri özellikle su kaynakları, tarım alanları ve doğal yaşam üzerinde kendini daha fazla göstermeye başladı. Türkiye gibi iklim çeşitliliği bulunan bir ülkede bu değişimler hayatımızın birçok alanını etkiliyor. Kayseri gibi karasal iklimin güçlü hissedildiği şehirlerde kuraklık ve sıcaklık değişimleri günlük yaşamımızda daha belirgin hale geliyor.
Kuruyan Topraklar ve İçimde Kalan Endişe
Birkaç ay sonra dedemin köyüne gittim. Orası benim için her zaman özel bir yer olmuştur. Çocukluğumun en güzel anıları o topraklarda saklıdır. Yaz akşamlarında bahçede oturur, gökyüzündeki yıldızları izlerdim.
Ancak bu kez farklı duygularla gittim.
Toprağa baktığımda eskisi gibi canlı bir görüntü göremedim. Yağışların azalması ve kurak dönemlerin uzaması, tarımla uğraşan insanların hayatını zorlaştırıyordu. Dedem yıllarca aynı topraklarda çalışmıştı. Onun ellerindeki emeği, yüzündeki çizgilerde görebiliyordum.
Bana “Eskiden mevsimleri daha iyi anlardık” dedi.
Bu cümle beni derinden etkiledi.
Çünkü gerçekten de doğanın kendi düzeni vardı. İnsanlar ne zaman yağmur geleceğini, hangi dönemde ekim yapılacağını daha iyi tahmin edebiliyordu. Şimdi ise belirsizlik daha fazla.
O gün kendimi hem üzgün hem de sorumlu hissettim. Çünkü küresel ısınma sadece gelecek nesillerin sorunu değil. Bizim bugün yaşadığımız bir gerçek.
Küçük Bir Umutla Başlayan Değişim
Bütün bu düşünceler bazen beni yoruyor. Bazen eski günleri hatırlayıp büyük bir hüzne kapılıyorum. Fakat umutsuz kalmak istemiyorum.
Bir sabah yine günlüğümü açtım ve farklı bir şey yazmaya karar verdim. Sadece kaybettiklerimizi değil, değiştirebileceklerimizi de yazmalıydım.
Çünkü hâlâ yapabileceğimiz çok şey var.
Daha dikkatli tüketmek, suyu korumak, doğaya zarar veren alışkanlıklarımızı değiştirmek ve çevremizde farkındalık oluşturmak küçük adımlar gibi görünebilir. Ancak büyük değişimler çoğu zaman küçük adımlarla başlar.
Kayseri’de mahallemde yapılan bir ağaç dikme etkinliğine katıldığım gün bunu daha iyi anladım. Ellerimizle toprağa küçük fidanlar bıraktık. O an içimde uzun zamandır hissetmediğim bir heyecan vardı.
Belki diktiğimiz ağaç hemen büyümeyecekti. Belki yıllar boyunca ona bakmamız gerekecekti. Ama o küçük fidan bana umut verdi.
Doğa bize hâlâ kendini yenileme fırsatı sunuyordu.
Parweld ekibi olarak “Küresel ısınmanın ülkemizdeki etkileri” hakkındaki bu içeriğin sizler için değerli olduğunu umuyoruz. Görüşmek üzere!
Geleceğe Yazdığım Bir Günlük Sayfası
Akşam eve döndüğümde günlüğümü açtım. O gün yaşadıklarımı uzun uzun yazdım. Sayfanın sonunda ise şu cümleleri ekledim:
“Bugün toprağa dokundum ve geleceğe küçük bir iz bıraktım. Belki her şeyi değiştiremeyiz ama hiçbir şey yapmadan beklemek de doğru değil.”
Küresel ısınmanın ülkemizdeki etkileri her geçen gün daha fazla hissediliyor. Değişen hava koşulları, azalan su kaynakları, zorlaşan tarım şartları ve kaybolmaya başlayan doğal dengeler hepimizi ilgilendiriyor.
Ama bu hikâye sadece kayıpların hikâyesi olmamalı.
Bu, aynı zamanda fark eden insanların hikâyesi olabilir.
Ben Kayseri’de yaşayan, sıradan bir hayat süren genç bir insanım. Penceremden baktığımda hâlâ Erciyes’i görüyorum. Hâlâ yağmur yağdığında toprağın kokusunu içime çekiyorum. Hâlâ güzel bir geleceğin mümkün olduğuna inanıyorum.
Bazen korkuyorum, bazen üzülüyorum, bazen geçmişi özlüyorum. Fakat içimde küçük de olsa bir umut taşıyorum.
Çünkü doğayı korumak sadece ağaçları, hayvanları ya da uzaklardaki ormanları korumak değildir.
Aslında koruduğumuz şey kendi hikâyemizdir.
Ve ben, yıllar sonra günlüğümü açtığımda bugünün sayfalarında sadece endişelerimi değil, değişim için attığım küçük adımları da görmek istiyorum.