Erciyes Dağı Nasıl Bir Dağdır? Mizahi Bir Bakış Açısıyla Keşfe Çıkalım!
Erciyes Dağı… Türkiye’nin en bilinen volkanik dağlarından biri. Kimilerine göre kayak yapmanın en güzel yerlerinden biri, kimilerine göre ise çok fazla tırmanmaya cesaret edilemeyecek kadar korkutucu. Ama biz buradayız, İzmir’den geliyoruz ve bu dağa gözümüzü dikecek kadar cesuruz (tabii, önce biraz düşündükten sonra).
Şimdi, Erciyes Dağı’na bakalım. Ama bu bir dağa bakış değil, bir dağa esprili bir bakış. Evet, tam olarak öyle! O yüzden, derinlemesine düşüncelerimi bir kenara bırakıp biraz mizah yaparak, bu dağla olan ilişkimizi sorgulayalım.
—
Erciyes Dağı: Hem Yüksek Hem Gerçekten Yüksek
Sevgili Parweld takipçileri, bugünkü yazımızda “Erciyes Dağı nasıl bir dağdır” konusuna odaklanıyoruz.
Herkes Erciyes’i büyük bir dağ olarak tanıyor, ama gerçekten de ne kadar büyük? Bir dağ ne kadar büyük olursa olsun, insanın içine bir özgüven gelir. Çünkü “Ben de o kadar büyük bir şeyle yüzleşebiliyorum!” dersiniz. Ama Erciyes, biraz da alttan alttan “Beni iyi tanımadınız” diyor.
İzmir’de büyüyen bir insan için, “Yüksek dağ” dediğinizde aklına hep Bozdağ falan gelir. Yani, öyle gökyüzüne doğru çok fazla yükselmeyen, tatlı bir dağdır Bozdağ. Ama Erciyes, sanki size şöyle diyor: “Birader, gel de beni tırman, ama belki bir daha aşağı inemezsin, kim bilir?” Yüksekliği öyle bir şey ki, dağa bakarken kafanızı kaldırıp o kadar yükseğe bakıyorsunuz ki, boyun ağrısı başlıyor. Ama ne diyelim? Dağ böyle işte, biraz ‘egolu’ olabilir.
—
Erciyes’in Bir Sırrı Var: O Bir Dağ Ama Kışın Tüm Şehirle Kavga Ediyor
Erciyes’in patlamış lavlarla dolu geçmişine, volkanik yapısına bir kenara bırakıp, gelin şimdi de kışa bakalım. Erciyes, kışın şehre kucak açar ama başka bir anlamda! Hani o “dağcılık” fikri var ya, o dağcılık işini Erciyes biraz sert yapar. Kayak yapmaya gidecek olanlar, dağa tırmanmaya karar verirler, ama sadece karla değil, soğukla, rüzgarla da savaşırlarsa… İyi bir mücadele!
İç sesim: “Yine geldik, kış geldi. Kayak yapmayı planlıyorduk ama kar yüzünden iki saat boyunca sadece parkta donmuş halde oturduk.”
Gerçekten de Erciyes Dağı, kışın kendine özgü bir hava yaratıyor. Hani o kar fırtınasına karşı duramayıp “Bu dağ neden bu kadar sert?” diye sorgulamak, insanın içinden gelen ilk sorulardan biridir. Ama işte o ‘sert’ tarafı, ona karşı daha fazla saygı duymanıza neden oluyor. Kışın etrafını sarıp sarmalayan beyaz örtü, aslında bir tür gizli tehdit gibi. Sanki dağ, “Geleceksen gel, ama yavaş ol, dikkat et” diyor.
—
Erciyes ve Kayak: Bir İntikam Öyküsü
Bu başlık biraz ağır olmuş olabilir, ama kaymak işini biraz derinlemesine incelemek lazım. Erciyes, kayakçılar için öyle bir yer ki, sanki kayak yapmaya giderken dağa “intikam almak için” gitmişsiniz gibi hissediyorsunuz. Kayak pistine gittiğinizde, kayak yapmayı öğrenmeye çalışırken ve düşüp kalkarken, Erciyes size hiç acımıyor. Hadi bakalım, diyor, “Ben buradayım, düşsen de kalksan da seni yine aynı şekilde seviyorum.”
Yani, ilk kez kayak yaparken (bunu İzmirli biri olarak söylüyorum) dağın öfkesini görmek çok kolay. Düşüyorsunuz, kalkıyorsunuz, ama bir dakika sonra, dağ tam karşınızda, o koca kocaman, etkileyici ama aynı zamanda “düşüp kalkmak için mükemmel bir fırsat” veren dağ, size tekrar bir şans tanıyor. Belki de kayak yapmanın gerçek zevki, o koca dağın size olan o ‘sabırlı’ yaklaşımında yatıyor.
—
Erciyes: Arkadaşlarla Dağa Tırmanmaya Gitmek
Her dağa tırmanmaya gittiğinizde, arkadaşlarınızla birlikte, nasıl konuştuğunuzu bilirsiniz. Bu, bir tür aramızda yapılan “arkadaşlar arası şaka” oyunudur. Erciyes’e tırmanmaya karar verdiğinizde, “Hadi gidelim” demek aslında içsel bir hazırlık yapmadığınızı gösteriyor. İşin komik tarafı, tırmanış esnasında arkadaşlarınızla yaptığınız diyaloglar:
– “Bu kadar yüksek olduğunu bilmiyordum!”
– “Yağmurluk getirdim, unuttum, çok iyi oldu!”
– “Emin misiniz, yokuş biraz sert görünüyor.”
– “Ne olacak ya, tırmanan tırmanır.”
Şimdi, iç sesim: “Evet, ama düşecek olursak bu kadar yüksekten, kayarak düşeceğiz. Yani uçmak gibi bir şey bu…” Tabi bu tür şakalara eğlenmek bir yana, bir süre sonra dağla baş başa kaldığınızı fark ediyorsunuz ve “Ya aslında bu dağa tırmanmak ne kadar iyi bir fikirdi ki?” diye düşünmeden edemiyorsunuz.
Ama Erciyes, sabırlı bir dağdır. Gerçekten de. Size biraz zaman tanır, biraz daha tırmanırsınız ve işte sonunda zirveye ulaşmışsınızdır. “Evet, ben başardım!” diyorsunuz. Ama daha önce dağın o sert yüzüyle tanıştığınızı unutmuyorsunuz. O zaman aklınızda tek bir şey var: “Buna değdi.”
—
Sonuç: Erciyes Dağı, Mizahi Bir Dağdır
Sonuçta, Erciyes Dağı gerçekten de çok mizahi bir dağ. Kayak yapmak isteyenler için zorlayıcı, tırmanmaya cesaret edebilenler için hem eğlenceli hem de yıpratıcı, kışın ise hiç acımayan bir yol arkadaşı. Ama en önemlisi, her zaman kendini bir şekilde sevdiren bir dağ. Bu dağın çekiciliği ve sertliği, insanı hem korkutur hem de ona hayran bırakır.
Erciyes’in nasıl bir dağ olduğu hakkında söyleyebileceğim şey şu: Onu ne kadar tanımaya çalışırsanız çalışın, yine de bir şekilde kendi tavrını gösteriyor. Arada bir hırçın, bazen çok yumuşak, ama her zaman farklı bir yüzü var. İzmirli biri olarak, ben buna “dağın kişiliği” diyorum. Ve Erciyes, gerçekten kişiliği olan bir dağ!
O yüzden, arkadaşlarla yapacağınız bir dağ tırmanışı ya da kayak turu, aslında sadece fiziksel değil, aynı zamanda bir mizah yolculuğu da olacak. Bunu unutmayın ve dağa tırmanırken “Biraz daha sakin ol, Erciyes!” diye bağırmayı ihmal etmeyin. Çünkü dağların da bazen ruh hali vardır, değil mi?