İçeriğe geç

Uzlaştırmaya tabi olmayan suçlar nelerdir ?

İnsan, adaletle ilk ne zaman karşılaşır? Belki bir okul bahçesinde haksızlığa uğradığında, belki bir haber bülteninde gördüğü şiddet görüntülerinde, belki de bir mahkeme koridorunda beklerken. Uzlaştırma kavramı da çoğumuzun hayatına tam bu anlarda girer: “Bu mesele konuşarak çözülebilir mi?” sorusu eşliğinde. Ancak bazı suçlar vardır ki, toplum olarak “konuşarak çözülmez” deriz. İşte bu yazıda, uzlaştırmaya tabi olmayan suçlar nelerdir? sorusunu yalnızca hukuki bir liste olarak değil; toplumsal normlar, güç ilişkileri ve bireysel deneyimler üzerinden, sosyolojik bir bakışla ele almak istiyorum.

Uzlaştırma Nedir? Temel Kavramlar

Uzlaştırma, ceza adalet sisteminde mağdur ile failin bir araya gelerek, devletin cezalandırıcı rolü yerine onarıcı bir çözüm üretmesini hedefleyen bir mekanizmadır. Türkiye’de uzlaştırma, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve ilgili mevzuatla düzenlenmiştir. Ama her suç bu kapsama girmez. Çünkü uzlaştırma yalnızca bireyler arası bir uyuşmazlık olarak görülebilen fiiller için öngörülür.

Burada kritik soru şudur: Bir suç yalnızca iki kişi arasında mı yaşanır, yoksa tüm topluma mı yöneliktir?

Uzlaştırmaya Tabi Olmayan Suçlar Nelerdir?

Türk ceza hukukunda uzlaştırmaya tabi olmayan suçlar genel olarak şu başlıklarda toplanır:

– Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar (cinsel saldırı, cinsel istismar)

– Kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama

– İşkence ve eziyet

– Çocuklara karşı işlenen suçların büyük bölümü

– Kamu güvenliğine karşı suçlar

– Kadına karşı şiddet kapsamında değerlendirilen bazı suçlar

– Terör suçları ve örgütlü suçlar

Bu liste, hukuki bir tekniklikten çok daha fazlasını anlatır. Toplumun “burada uzlaşma olmaz” dediği sınırları gösterir.

Toplumsal Normlar ve Suçun Anlamı

Bir suçun uzlaştırmaya tabi olmaması, o suçun toplumsal hafızadaki ağırlığıyla yakından ilişkilidir. Örneğin cinsel suçlar. Akademik çalışmalar, cinsel şiddetin yalnızca bireysel bir zarar değil, toplumsal cinsiyet rejimini yeniden üreten bir kontrol mekanizması olduğunu vurgular (Connell, 2005).

Cinsiyet Rolleri ve Güç İlişkileri

Cinsel suçların uzlaştırmaya kapalı olması, fail ile mağdur arasındaki güç dengesizliğinin yapısal niteliğini kabul etmek anlamına gelir. Feminist kriminoloji literatürü, uzlaştırma süreçlerinin kadınlar üzerinde “barışmaya zorlanma” baskısı yaratabileceğini göstermiştir (Smart, 1989).

Burada Toplumsal adalet kavramı devreye girer. Adalet, yalnızca dosyaların kapanması değil; eşitsiz güç ilişkilerinin tanınmasıdır. Aksi halde uzlaştırma, adalet yerine eşitsizlik üretir.

Çocuklar, Kırılganlık ve Uzlaştırmanın Sınırları

Çocuklara karşı işlenen suçların büyük bölümünün uzlaştırma dışında bırakılması, çocukların “rızasının” toplumsal ve psikolojik olarak sorunlu kabul edilmesinden kaynaklanır. Saha araştırmaları, çocuk mağdurların uzlaştırma süreçlerinde kendilerini suçlu hissettiklerini ve yetişkin otoritesi karşısında sessiz kaldıklarını ortaya koymaktadır (UNICEF, 2021).

Onarıcı Adalet mi, Koruyucu Adalet mi?

Burada sosyolojik bir ikilem vardır. Onarıcı adalet, zarar gören ilişkileri iyileştirmeyi hedefler. Ancak çocuk söz konusu olduğunda, öncelik korumadır. Bu nedenle hukuk, uzlaştırma kapısını bilinçli olarak kapatır.

Kültürel Pratikler ve “Barışma” Baskısı

Türkiye gibi yüz yüze ilişkilerin güçlü olduğu toplumlarda uzlaştırma, kültürel olarak “ayıp örtme” pratiğiyle karışabilir. Özellikle aile içi şiddet ve kadına yönelik suçlarda, “yuvanı bozma”, “el âlem ne der” gibi söylemler uzlaştırmanın ruhunu zehirler.

Saha Gözlemleri ve Örnek Olaylar

Bir saha çalışmasında (Yıldız, 2019), uzlaştırma görüşmelerine katılan kadınların önemli bir kısmı, faille uzlaşmayı “özgür irade” ile değil, aile baskısı nedeniyle kabul ettiğini belirtmiştir. Bu tür veriler, neden bazı suçların uzlaştırmaya tabi olmadığını daha iyi anlamamızı sağlar.

Kamuya Karşı Suçlar ve Kolektif Zarar

Terör suçları, rüşvet, kamu güvenliğini tehdit eden fiiller… Bu suçlarda mağdur yalnızca belirli bir kişi değildir. Toplumun tamamı zarar görür. Sosyolojik açıdan bu tür suçlar, kolektif güven duygusunu sarsar.

Devlet, Güç ve Meşruiyet

Bu noktada güç ilişkileri tersine döner. Fail ile mağdur eşit değildir; fail, çoğu zaman örgütlü ya da sistematik bir güce dayanır. Uzlaştırma, devletin meşru şiddet tekelini ve toplumsal düzeni koruma işlevini zayıflatabilir.

Güncel Akademik Tartışmalar

Son yıllarda restoratif adalet savunucuları, uzlaştırmanın kapsamının genişletilmesini savunurken; eleştirel sosyologlar bunun özellikle kırılgan gruplar için risk taşıdığına dikkat çekiyor. Braithwaite (2016), “her onarım girişimi adalet değildir” diyerek, uzlaştırmanın bağlamdan koparılamayacağını vurgular.

Hukuk, Toplum ve Vicdan

Uzlaştırmaya tabi olmayan suçlar listesi, aslında toplumsal vicdanın bir haritasıdır. Nerede durup “burada pazarlık olmaz” dediğimizi gösterir. Bu sınırlar zamanla değişebilir; ama her değişim, yeni adalet tartışmalarını da beraberinde getirir.

Sonuç Yerine: Kendimize Sormamız Gereken Sorular

Uzlaştırma, doğru bağlamda güçlü bir araç olabilir. Ancak bazı suçların uzlaştırmaya kapalı olması, toplumun kırılgan üyelerini koruma iradesinin bir yansımasıdır. Bu yazıyı okurken belki siz de kendi deneyimlerinizi düşündünüz.

– Sizce hangi durumlarda uzlaşma gerçekten adalet sağlar?

– Bir suçun “toplumsal” sayılması ne anlama geliyor?

– Güç dengesizliği yaşadığınız bir durumda, uzlaştırma size nasıl hissettirirdi?

– Adalet duygunuz, yasal sınırlarla her zaman örtüşüyor mu?

Bu soruların tek bir doğru cevabı yok. Ama onları sormak, adaleti yalnızca mahkeme salonlarında değil, gündelik hayatımızda da yeniden düşünmenin bir yolu olabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://piabellaguncel.com/