Bir akşamüstü, eski bir köy evinin mutfağında toplanmıştık. Yaşlı bir anneanne, kalabalık sofraya hazırlık yapıyordu. O sırada gözlerim, mutfak tezgâhının köşesinde duran ahşap havan ve onun tokmağına, yani havan eline takıldı. İşte o an, bu basit görünen aracın aslında hayatın içinden bir hikâye taşıdığını fark ettim. Hikâyenin Başlangıcı: İki Karakter, Bir Havan Eli Bir yanda Ali vardı; çözüm odaklı, hızlı ve stratejik düşünen bir genç adam. Mutfakta her şeyin makinelerle yapılabileceğine inanıyordu. “Kahveyi öğütmek için elektrikli öğütücü var, sarımsağı ezmek için blender var. Havan eli ne işe yarar ki?” diye soruyordu. Diğer yanda ise Elif vardı; empatik, sabırlı ve ilişkisel…
8 YorumEtiket: bir
Hamsili Pilava Salça Konur mu? Bilim, Duygu ve Karadeniz’in Sofra Diplomasisi Hamsili pilav… Adını duyunca bile burnumuza tereyağında kavrulmuş pirinç, fırından yeni çıkmış çıtır hamsi kokusu gelir. Ama işin en tartışmalı noktası hep aynıdır: Hamsili pilava salça konur mu? Kimine göre “Olmaz efendim, bu yemeğin ruhuna ihanet!” derken, kimine göre “Bir kaşık salça lezzeti taçlandırır.” Bu yazıda gelin, hem bilimsel hem duygusal lenslerle bu lezzet savaşına yakından bakalım. Salçalı mı, Salçasız mı? İki Dünya, Bir Pilav Aslında “salça eklemek” tartışması, sadece mutfak meselesi değil; aynı zamanda bir bakış açısı farkı. Bir taraf, geleneksel tarife sıkı sıkıya bağlı; öbür taraf ise…
10 YorumKelimelerin Gücü ve Cimriliğin Edebî İzleri Edebiyat, insanın ruh katmanlarını kelimelerin büyülü dokusunda çözümleme sanatıdır. Her kelime, bir duygunun yankısı; her anlatı, insanın kendi iç labirentinde bir yolculuktur. “Cimri pinti eş mi?” sorusu da yalnızca bir toplumsal gözlem değil, aynı zamanda karakterin iç dünyasına uzanan bir edebî mercek gibidir. Çünkü cimrilik, yalnız parayla ilgili bir mesele değil, paylaşım, sevgi, empati ve hatta yaşamla kurulan bağın niteliğiyle ilgilidir. Cimriliğin Ruhsal Anatomisi Edebiyatta cimri karakterler, genellikle duygusal donukluğun, korkunun ve yoksunluk bilincinin sembolleridir. Molière’in “Cimri” adlı eserindeki Harpagon, sadece parasına değil, kendi yalıtılmış benliğine de zincirlenmiştir. Onun cimriliği, duygusal yoksunluğun dışavurumudur; sevgiye,…
14 YorumMüktesep Ne Anlama Gelir? Farklı Yaklaşımlardan Bakış Merhaba! Konulara farklı açılardan bakmayı seven biri olarak, bugün sizlerle “müktesep” kavramını masaya yatırmak istiyorum. Hem kelimenin sözlük anlamı hem de insanların bu kavrama nasıl yaklaştığı üzerine konuşmak bana oldukça ilginç geliyor. Siz de okurken kendi yorumlarınızı paylaşın; çünkü her bakış açısı bu tür kavramlara yeni bir derinlik katıyor. Müktesep Nedir? Kökleri ve Temel Anlamı Müktesep, Arapça kökenli bir kelimedir ve en basit haliyle “kazanılmış, elde edilmiş hak ya da değer” anlamına gelir. Günlük yaşamda daha çok “müktesep hak” ifadesiyle duyduğumuz bu terim, bireylerin zaman içinde elde ettikleri, hukuken ya da toplumsal düzeyde…
6 Yorum80’li 90’lı Yıllarda Sokak Oyunları: Çocukluğun Altın Çağı 80’ler ve 90’lar, sokak oyunlarının altın çağıydı. O yıllarda teknolojiden çok, komşu çocuklarıyla evin önündeki sokağın ortasında saatlerce oynadığımız oyunlar vardı. “Sosyal medya” dediğimizde, sanal değil, herkesin oyun oynadığı, gülüp eğlendiği gerçek bir ortam vardı. Eğer 80’li veya 90’lı yıllarda çocukluk yaptıysanız, sokakta geçirilen o bol kahkahalı zamanlar her anı hatırlanacak birer hazine gibidir. Şimdi o yıllara dönüp bakınca, sokak oyunlarını düşündükçe gülümsüyoruz, çünkü o kadar eğlenceliydiler ki, bazen biraz da stratejik düşünmek gerekiyordu! Hadi, o nostaljik sokak oyunlarına bakalım ve bu oyunların ne kadar eğlenceli olduğunu tekrar hatırlayalım! 1. Seksek: Zeka,…
10 YorumGüvenirlik Ne Demek? Psikolojik Bir Mercekten Bakış Bir psikolog olarak, her gün insan davranışlarının karmaşıklığına dair yeni ipuçları keşfetmeye çalışıyorum. İnsanları anlamak, onların düşüncelerini ve duygularını çözümlemek için içsel bir merakla doluyorum. Hepimiz çevremizdeki dünyayı, ilişkileri ve kendimizi değerlendirirken bir kavrama dayanırız: güven. Ancak güven, yalnızca bir duygu ya da algı meselesi değildir; aynı zamanda güçlü bir psikolojik kavramdır. Bu yazıda, “güvenirlik” kelimesinin psikolojik açılımını inceleyecek ve TDK tanımını, bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji boyutlarından analiz edeceğiz. Güvenirlik: TDK Tanımı ve Psikolojik Anlamı Türk Dil Kurumu’na göre güvenirlik, “güvenilir olma durumu, bir şeyin ya da kişinin güvenilirliği” olarak tanımlanır. Bir…
12 YorumGönüllü Kelimesi Nereden Gelir? Tarihsel ve Akademik Bir İnceleme Kelimenin Kökeni ve Etimolojik Temelleri Gönüllü kelimesi, Türkçeye Arapçadan geçmiş bir kelimedir. Arapça kökenli “قَوِيْل” (qavīl) kelimesi, istemek, arzu etmek anlamına gelir. Bu köken, zamanla Türkçeye “gönüllü” olarak evrilmiştir. Gönüllülük ise, kendi iradesiyle, başkalarına yardım etmek amacıyla yapılan eylemleri tanımlar. İkinci anlamı olarak ise, bir bireyin kendi isteğiyle bir işin içinde yer alması, herhangi bir zorlama olmaksızın katılım sağlaması olarak kullanılmaktadır. Kelimenin dilimize Arapçadan girmesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun kültürel ve dini etkilerini yansıtmaktadır. Osmanlı dönemi boyunca gönüllülük, toplumsal dayanışmanın önemli bir unsuru olarak şekillenmiş ve İslam kültüründe de hayır işlerine gönüllü katılım…
8 YorumHakim Olmak Kaç Yıl Sürer? Bir Yola Çıkış Hikayesi Bazen hayat, bir yolculuğa çıkmak gibidir; ne olacağını, nereye gideceğimizi bilemeden başlarız. Birçok kişi, hakim olmanın ne kadar zorlu bir yol olduğunu düşündüğünde, yalnızca yıllar süren bir eğitim ve sınav sürecini aklında canlandırır. Ancak, bu yolculuk sadece bir meslek edinme süreci değil, aynı zamanda bir karakter inşa etme, adaletin ve toplumun yükünü taşıma hikayesidir. Şimdi sizi, bu uzun ama bir o kadar anlamlı yolculukta, kadın ve erkek karakterlerin bakış açılarıyla, kendi içsel mücadelelerini ve büyümelerini keşfedeceğiniz bir hikâyeye davet ediyorum. Uzun Bir Yolculuk Başlıyor Zeynep, küçük bir kasabada büyümüş ve hep…
12 YorumHacca Giden Birine Hacı Denir Mi? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Hac, İslam’ın beş temel şartından biri olup, her Müslüman için kutsal bir yolculuktur. Ancak bu yolculuk, bazen yalnızca bireysel bir ibadet değil, aynı zamanda toplumsal bir kimlik ve kültürel bir statü kazanma sürecidir. Hacca giden birine “hacı” denip denmeyeceği sorusu, bu anlam yükleriyle birlikte oldukça derin bir konudur. Birçok kişi, haccı tamamlayan her Müslümana bu unvanın verilip verilmemesi gerektiğini tartışırken, bu mesele sadece dini bir sorudan öte, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi dinamikleri de gözler önüne seriyor. Bugün, gelin bu soruyu yalnızca klasik bir “ne…
8 YorumGayret Etmek Nasıl Yazılır? Edebiyatın Gücü ve Kelimelerin Dönüştürücü Etkisi Bir edebiyatçı olarak, kelimelerin yalnızca birer işaret değil, aynı zamanda ruhun derinliklerine dokunan araçlar olduğuna inancım sarsılmaz. Her kelime, bir düşünceyi, bir duyguyu ya da bir temayı yansıtırken, okura yalnızca bir mesaj iletmekle kalmaz, aynı zamanda içsel bir dönüşüm sağlar. Edebiyat, insanın iç dünyasında gizli kalmış duyguları, arayışları ve umutları keşfetme yolculuğudur. Bu bağlamda, kelimelerin doğru bir biçimde kullanımı, bir eserin gücünü belirler. Peki, “gayret etmek” nasıl yazılır? Bu soruyu sadece bir dilbilgisel düzeyde ele almak, eksik bir yaklaşım olur. Gayret etmek, bir kelimenin ötesinde, yazınsal bir derinlik ve anlam…
6 Yorum