Hanönü Neyi Meşhur? Küçük Bir İlçenin Büyük Hikâyesi Bir sabah, yolum Kastamonu’nun o sakin, yeşilin her tonuna bürünmüş topraklarına düştüğünde Hanönü tabelasını gördüm. Adı bile merak uyandırıcıydı: “Hanönü.” Sanki eski bir kervanın konaklama noktası, geçmişle bugünün el sıkıştığı bir yer gibi. O an düşündüm: Hanönü’nü özel kılan neydi? Bu küçük ilçenin meşhurları sadece damaklara mı hitap ediyordu, yoksa insan hikâyelerinde mi gizliydi? Coğrafyanın Cömertliği: Dağların Arasında Saklı Bir Cennet Hanönü, Kastamonu’nun doğusunda, Küre Dağları’nın kucağında, Gökırmak’ın bereketli vadisine kurulmuş. Tarım ve doğa burada adeta el ele vermiş. TÜİK verilerine göre ilçenin yüzölçümünün %60’ından fazlası ormanlarla kaplı. Bu, sadece manzaranın değil;…
Yorum Bırakİlginç İzler Yazılar
Bir akşamüstü, eski bir köy evinin mutfağında toplanmıştık. Yaşlı bir anneanne, kalabalık sofraya hazırlık yapıyordu. O sırada gözlerim, mutfak tezgâhının köşesinde duran ahşap havan ve onun tokmağına, yani havan eline takıldı. İşte o an, bu basit görünen aracın aslında hayatın içinden bir hikâye taşıdığını fark ettim. Hikâyenin Başlangıcı: İki Karakter, Bir Havan Eli Bir yanda Ali vardı; çözüm odaklı, hızlı ve stratejik düşünen bir genç adam. Mutfakta her şeyin makinelerle yapılabileceğine inanıyordu. “Kahveyi öğütmek için elektrikli öğütücü var, sarımsağı ezmek için blender var. Havan eli ne işe yarar ki?” diye soruyordu. Diğer yanda ise Elif vardı; empatik, sabırlı ve ilişkisel…
Yorum BırakHamsili Pilava Salça Konur mu? Bilim, Duygu ve Karadeniz’in Sofra Diplomasisi Hamsili pilav… Adını duyunca bile burnumuza tereyağında kavrulmuş pirinç, fırından yeni çıkmış çıtır hamsi kokusu gelir. Ama işin en tartışmalı noktası hep aynıdır: Hamsili pilava salça konur mu? Kimine göre “Olmaz efendim, bu yemeğin ruhuna ihanet!” derken, kimine göre “Bir kaşık salça lezzeti taçlandırır.” Bu yazıda gelin, hem bilimsel hem duygusal lenslerle bu lezzet savaşına yakından bakalım. Salçalı mı, Salçasız mı? İki Dünya, Bir Pilav Aslında “salça eklemek” tartışması, sadece mutfak meselesi değil; aynı zamanda bir bakış açısı farkı. Bir taraf, geleneksel tarife sıkı sıkıya bağlı; öbür taraf ise…
Yorum BırakKelimelerin Gücü ve Cimriliğin Edebî İzleri Edebiyat, insanın ruh katmanlarını kelimelerin büyülü dokusunda çözümleme sanatıdır. Her kelime, bir duygunun yankısı; her anlatı, insanın kendi iç labirentinde bir yolculuktur. “Cimri pinti eş mi?” sorusu da yalnızca bir toplumsal gözlem değil, aynı zamanda karakterin iç dünyasına uzanan bir edebî mercek gibidir. Çünkü cimrilik, yalnız parayla ilgili bir mesele değil, paylaşım, sevgi, empati ve hatta yaşamla kurulan bağın niteliğiyle ilgilidir. Cimriliğin Ruhsal Anatomisi Edebiyatta cimri karakterler, genellikle duygusal donukluğun, korkunun ve yoksunluk bilincinin sembolleridir. Molière’in “Cimri” adlı eserindeki Harpagon, sadece parasına değil, kendi yalıtılmış benliğine de zincirlenmiştir. Onun cimriliği, duygusal yoksunluğun dışavurumudur; sevgiye,…
Yorum BırakCahillik ve Bilgelik: Birbirini Tamamlayan Kavramlar Cahillik ve bilgelik, insan düşüncesinin en temel ve en derin tartışmalarını oluşturan iki kavramdır. Birbirine zıt gibi görünen bu iki kavram, aslında insanın bilgiye yaklaşım biçimlerini ve yaşamını anlamlandırma çabalarını yansıtır. Bu yazıda, bu iki kavramın tarihsel kökenlerini, felsefi arka planlarını ve günümüzdeki anlamlarını inceleyeceğiz. Tarihsel Arka Plan Antik Yunan’da Sokrat, bilgelik ve cahillik arasındaki ilişkiyi derinlemesine ele almıştır. “Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir” sözüyle, insanın kendi bilgisizliklerini kabul etmesinin gerçek bilgelik için ilk adım olduğunu vurgulamıştır. Bu yaklaşım, insanın sürekli sorgulama ve öğrenme sürecine girmesini teşvik etmiştir. Doğu felsefelerinde de benzer bir…
Yorum BırakBu yazı, “Ceride-i Havadis özel gazete mi?” sorusunu geçmişin izinden geleceğe bakan vizyoner bir bakış açısıyla ele almaktadır. Okurken hem tarihe dalacak hem de geleceğe dair fikir yürütmeye davet edileceksiniz. Ceride-i Havadis Özel Gazete mi? Geçmişten Geleceğe Medyanın Yönü Ceride-i Havadis’i düşündüğümüzde, yalnızca Osmanlı’daki ilk özel gazetelerden biri olduğunu değil, aynı zamanda geleceğin medya anlayışına ışık tutabilecek bir deneyimi de görüyoruz. Peki bu gazete, sadece geçmişin nostaljik bir hatırası mıydı yoksa gelecekteki medya dönüşümünün ilk kıvılcımlarından biri mi? İşte bu yazıda farklı bakış açılarıyla tartışalım. Geçmişin Özel Gazetesi, Geleceğin Dijital Medyası mı? Ceride-i Havadis, 1840 yılında yayımlanmaya başladığında “özel girişimle…
Yorum BırakNova Virüsü Nasıl Bulaşır? İnsan Hikâyeleri ve Verilerle Bir Yolculuk Hastalıkların hikâyeleri aslında insanlığın hikâyesidir. Yeni bir virüs duyulduğunda hepimiz önce merak eder, sonra biraz korkar, ardından da onu anlamaya çalışırız. Nova virüsü de işte tam bu noktada karşımıza çıkan bir isim. Son yıllarda farklı bölgelerde ortaya çıkan bu virüs, yalnızca tıbbi raporların konusu değil, aynı zamanda gerçek insanların hayatlarını etkileyen bir deneyim haline geldi. Bugün gelin, hem verilerin ışığında hem de insanların yaşadıklarını hissederek bu virüsün nasıl bulaştığını birlikte keşfedelim. — Nova Virüsü Hakkında İlk Notlar Nova virüsü, diğer solunum yolu enfeksiyonları gibi, bulaşma yolları açısından incelendiğinde birkaç ana…
Yorum BırakMüktesep Ne Anlama Gelir? Farklı Yaklaşımlardan Bakış Merhaba! Konulara farklı açılardan bakmayı seven biri olarak, bugün sizlerle “müktesep” kavramını masaya yatırmak istiyorum. Hem kelimenin sözlük anlamı hem de insanların bu kavrama nasıl yaklaştığı üzerine konuşmak bana oldukça ilginç geliyor. Siz de okurken kendi yorumlarınızı paylaşın; çünkü her bakış açısı bu tür kavramlara yeni bir derinlik katıyor. Müktesep Nedir? Kökleri ve Temel Anlamı Müktesep, Arapça kökenli bir kelimedir ve en basit haliyle “kazanılmış, elde edilmiş hak ya da değer” anlamına gelir. Günlük yaşamda daha çok “müktesep hak” ifadesiyle duyduğumuz bu terim, bireylerin zaman içinde elde ettikleri, hukuken ya da toplumsal düzeyde…
Yorum Bırak80’li 90’lı Yıllarda Sokak Oyunları: Çocukluğun Altın Çağı 80’ler ve 90’lar, sokak oyunlarının altın çağıydı. O yıllarda teknolojiden çok, komşu çocuklarıyla evin önündeki sokağın ortasında saatlerce oynadığımız oyunlar vardı. “Sosyal medya” dediğimizde, sanal değil, herkesin oyun oynadığı, gülüp eğlendiği gerçek bir ortam vardı. Eğer 80’li veya 90’lı yıllarda çocukluk yaptıysanız, sokakta geçirilen o bol kahkahalı zamanlar her anı hatırlanacak birer hazine gibidir. Şimdi o yıllara dönüp bakınca, sokak oyunlarını düşündükçe gülümsüyoruz, çünkü o kadar eğlenceliydiler ki, bazen biraz da stratejik düşünmek gerekiyordu! Hadi, o nostaljik sokak oyunlarına bakalım ve bu oyunların ne kadar eğlenceli olduğunu tekrar hatırlayalım! 1. Seksek: Zeka,…
Yorum BırakGüvenirlik Ne Demek? Psikolojik Bir Mercekten Bakış Bir psikolog olarak, her gün insan davranışlarının karmaşıklığına dair yeni ipuçları keşfetmeye çalışıyorum. İnsanları anlamak, onların düşüncelerini ve duygularını çözümlemek için içsel bir merakla doluyorum. Hepimiz çevremizdeki dünyayı, ilişkileri ve kendimizi değerlendirirken bir kavrama dayanırız: güven. Ancak güven, yalnızca bir duygu ya da algı meselesi değildir; aynı zamanda güçlü bir psikolojik kavramdır. Bu yazıda, “güvenirlik” kelimesinin psikolojik açılımını inceleyecek ve TDK tanımını, bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji boyutlarından analiz edeceğiz. Güvenirlik: TDK Tanımı ve Psikolojik Anlamı Türk Dil Kurumu’na göre güvenirlik, “güvenilir olma durumu, bir şeyin ya da kişinin güvenilirliği” olarak tanımlanır. Bir…
Yorum Bırak