Tayyi Zaman ve Edebiyatın Sosyolojik Yansıması: Zamanı Kıran Anlatılar Üzerine Bir İnceleme Zaman. Bizimle her an var ama çoğu zaman gözlerimizden kayıp gider. Başka bir açıdan bakıldığında, zaman bir yolculuk, bir sürecin parçası, bir akış, bir durak. Zamanı tanımlarken bazen onu sayılardan, saatlerden, tarihlerden bağımsız düşünmek zordur. Ama ya edebiyat? Edebiyat zamanın daha öte bir yönünü, bir başka boyutunu, daha derin bir yapısını keşfeder. Bu yazıda, “tayyi zaman” kavramını sosyolojik bir bakış açısıyla ele alarak, zamanın toplumsal yapılar, bireyler ve güç ilişkileriyle nasıl iç içe geçtiğini inceleyeceğiz. Tayyi Zaman Nedir? Edebiyatın Zaman Algısını Anlamak Türk edebiyatında ve özellikle modernist akımlarda…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Kirli Eş Anlamı Nedir? Kirli Kavramının Derinliklerine Yolculuk Bir gün yürüyüş yaparken, etrafımda gördüğüm her şeyin bir yönüyle “kirli” olduğunu fark ettim. Sadece sokaklarda değil, düşüncelerde, ilişkilerde ve hatta hayatın küçük anlarında bile… Bu farkındalık, beni “kirli” kelimesinin sadece fiziksel anlamıyla sınırlı olmayan, daha derin ve çok katmanlı bir kavram olduğu düşüncesine itti. Kirli nedir? Ne anlama gelir ve hangi bağlamlarda “kirli” kelimesi kullanılır? Kirli kelimesinin eş anlamlıları nelerdir ve bu eş anlamlılar bize ne anlatır? Kirli kelimesinin farklı bir boyutunu ele alarak anlamını ve çağdaş tartışmalarını inceleyeceğimiz bu yazıya hoş geldiniz. Kirli Kavramının Kökleri: Bir Terim Olarak “Kirli” “Kirli”…
Yorum BırakKediye Parol Verilir Mi? Bir Tarihsel Perspektif Geçmişi anlamak, bugünü yorumlamada hayati bir rol oynar. İnsanlık tarihi, bugün karşılaştığımız toplumsal yapıları, değerleri ve normları şekillendiren bir dizi olayın birleşiminden ibarettir. Şimdi, bir soru soralım: Kediye parol verilir mi? Bu, günümüzün sıradan bir sorusu gibi görünebilir; ancak tarihsel bir perspektifle ele alındığında, bunun ardında derin ve anlamlı bir analiz yatıyor. İnsanlar, kediler ve diğer hayvanlar arasındaki ilişkilerin evrimini, toplumsal yapıları ve kültürel dönüşümleri göz önünde bulundurduğumuzda, belki de bu basit sorudan çok daha fazlasını sorgulama fırsatına sahip oluruz. Bu yazıda, “kediye parol verilir mi?” sorusunun tarihsel kökenlerine inmeye çalışacağız. Kediler, tarih…
Yorum BırakSiyaset, Güç ve Toplumsal Düzen: “Hali” ve Meşruiyetin Sınırları Bir toplumda herkesin “hali” nasıl olmalı? Bu soru, sadece bireysel yaşamı değil, aynı zamanda kolektif düzeni de sorgular. Güç ilişkilerinin, kurumların, ideolojilerin ve yurttaşlık bilincinin şekillendirdiği bu “hali”, toplumsal düzenin temelleriyle ve devletin meşruiyetiyle bağdaştırmak mümkündür. Ne zaman ve nasıl bir düzenin meşru sayılacağı, kimlerin katılım hakkına sahip olacağı ve bu katılımın ne şekilde şekillendirileceği soruları, tüm siyaset teorilerinin ve pratiğinin kalbinde yer alır. Bu yazıda, “hali” kavramını, iktidar ilişkileri ve demokratik katılım üzerinden inceleyerek, toplumsal düzenin ve siyasal gücün dinamiklerine dair bir bakış açısı sunmayı amaçlıyorum. İktidar ve Meşruiyet: Kim,…
Yorum BırakAni Güç Nasıl Hesaplanır? Pedagojik Bir Bakış Öğrenmek, yalnızca bilgi edinmek değil, aynı zamanda bir sürecin içinde kendini keşfetmektir. Her bir öğrenci, farklı hızlarla, farklı yöntemlerle öğrenir. Bu çeşitlilik, eğitim dünyasının en büyüleyici yönlerinden biridir. Bir kavramı öğrenmek, yalnızca onu ezberlemek değil, ona derinlemesine nüfuz edebilmek, anlamını içselleştirebilmektir. Bugün ele alacağımız konu, “ani güç” ve nasıl hesaplandığı meselesi. Ancak bu teknik hesaplamanın ötesine geçmek, onu pedagojik bir perspektiften ele almak, öğretim yöntemlerine, öğrenme teorilerine ve teknolojinin eğitimdeki rolüne nasıl etki ettiğini anlamak da önemli. Çünkü öğretim sürecinin her bir anı, öğrencilerin dünyasını dönüştürebilir ve bu dönüşüm, öğretmenin doğru pedagojik yaklaşımları…
Yorum BırakAlkolden Sonra Kusmamak İçin Ne Yapılır? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Hayat, tıpkı bir roman gibi, beklenmedik anlarla, şok edici dönüm noktalarıyla ve bazen bizi rahatsız eden, kusmaktan başka şansı bırakmayan anlarla şekillenir. Her bir içki, bir kelime gibi, insan ruhunun karmaşık anlatısında yerini bulur. Ve tıpkı edebiyatın derin anlamlarını anlamaya çalışırken karşımıza çıkan semboller gibi, alkol de içimizdeki duygusal ve fiziksel yanıtları açığa çıkarır. Bu yazıda, alkolün bedende ve zihinde bıraktığı etkileri, edebiyatın diliyle inceleyecek ve alkol sonrası kusmama arayışını bir anlatı tekniği olarak ele alacağız. Birçok kültürde ve edebiyat geleneğinde, alkolün rolü yalnızca bir keyif aracından ibaret değildir. Onun…
Yorum BırakMaymunların Kaç Kalbi Var? (Evet, Gerçekten) Bazen aklımıza öyle sorular gelir ki, “Bunu neden hiç sormadım?” diye kendimize sormak zorunda kalırız. Mesela geçenlerde, koca bir kahve içtikten sonra, “Maymunların kaç kalbi var?” diye sormak aklıma geldi. Evet, tam olarak bu. Her şey, belki de sıradan bir sohbet gibi başladı, ama işin içine girince bir anda bir evrene doğru yol almışım gibi hissettim. Şimdi, hadi başlayalım. Bu yazıda, maymunların kalbinden, bu sorunun kaynağından ve tabii ki biraz da kendi absürd düşünce yolculuklarımdan bahsedeceğiz. Hazırsanız, başlamadan önce şunu söyleyeyim: Bu yazıyı okuduktan sonra, belki de arkadaşlarınıza “Maymunların kaç kalbi var?” diye sormak…
Yorum BırakVücuttaki Kireçlenmeyi Nasıl Temizlenir? Bir Edebiyat Perspektifi Vücutta biriken kireçlenme, yaşamın yavaşça bizi terk eden bir yönüdür. Tıpkı yıllar içinde birikmiş toprak katmanlarının, derin bir kuyunun içinde gizlenmiş anıları sakladığı gibi, vücudumuz da zamanla birikmiş bu kireçlenme ile yüzleşir. Kireçlenme yalnızca fiziksel bir sorun değildir; o, hayatın, yaşanmışlıkların ve zamana karşı verdiğimiz mücadelelerin bir simgesidir. Nasıl bir romanın sayfalarında karakterlerin izlediği yol, bir başkaldırı, bir kabulleniş ya da bir umudu yansıtırsa, vücudun içinde biriken kireçlenme de yaşanmışlıkların, hatıraların, hatta terk edilmiş hayallerin izlerini taşır. Edebiyat, zamanın ve insan bedeninin sınırlarını aşabilen bir güçtür; çünkü o, yalnızca kelimelerle değil, aradaki boşluklarla…
Yorum Bırakİnsan, adaletle ilk ne zaman karşılaşır? Belki bir okul bahçesinde haksızlığa uğradığında, belki bir haber bülteninde gördüğü şiddet görüntülerinde, belki de bir mahkeme koridorunda beklerken. Uzlaştırma kavramı da çoğumuzun hayatına tam bu anlarda girer: “Bu mesele konuşarak çözülebilir mi?” sorusu eşliğinde. Ancak bazı suçlar vardır ki, toplum olarak “konuşarak çözülmez” deriz. İşte bu yazıda, uzlaştırmaya tabi olmayan suçlar nelerdir? sorusunu yalnızca hukuki bir liste olarak değil; toplumsal normlar, güç ilişkileri ve bireysel deneyimler üzerinden, sosyolojik bir bakışla ele almak istiyorum. Uzlaştırma Nedir? Temel Kavramlar Uzlaştırma, ceza adalet sisteminde mağdur ile failin bir araya gelerek, devletin cezalandırıcı rolü yerine onarıcı bir…
Yorum BırakHer Bölümle ÇAP Yapılır Mı? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir Değerlendirme Bir sabah, İstanbul’un yoğun trafikli sokaklarında yürürken, iş yerime gitmek için otobüse binmeye karar verdim. Sıra bana gelince, yaşlı bir kadın yerimi istedi. O an, içimden bir şeyler kalktı: “Her bölümle ÇAP yapılır mı?” diye düşündüm. Bu kadar basit bir yer verme eylemi, aslında toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle ne kadar derin bir ilişkiye sahip olabiliyor, bir kez daha fark ettim. Çünkü bazen sosyal adaletin temelleri, en küçük, görünmeyen yerlerden atılıyor. Hepimizin günlük hayatında, sıkça karşılaştığı “Her bölümle ÇAP yapılır mı?” sorusu, aslında birçok farklı…
Yorum Bırak